insan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
insan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Haziran 2012 Pazartesi

Ben Ruhi Bey Nasılım ?


Ben Ruhi Bey Nasılım, modern bireyin içine düştüğü temel bunaltıyı, onun içsel dramını, ölüm/yaşam paradoksu içerisinde ele alır. Yapıtın son dizesi olan ‘insan yaşıyorken özgürdür’ sözü kuşkusuz bu varoluş sorununa değinmektedir.Cansever bu kitabında da insanın trajik varlığına eğilmiş,saptamanın,sergilemenin de ötesinde,insanın "aşama" gücünü hiçbir durumda yitirmeyeceğini bir daha kanıtlamıştır.Not: yazdığım buraya kadar her şey kitabın tanıtımından alınmıştır.
Şiir birden çok bölümden oluşmaktadır,size  beğendiğim kısımları aktarmak istiyorum.


Gördün mü hiç suyun yanmasını tuzda
Gördüm ben bu yaşam boyu iniltiyi
Büyük bahçelerin küçük içinde
Saksılardan birinde
Gördüm de
Uyurken uyandırılmış gibi
Beni bir sardunya büyüttü belki.
...
Korkmuyorum artık solmaktan
Solmaktan ve solgunluktan
Gelmişim nerelerden böyle
Kurumuş bir dere yatağı gibi
Ya da pek kurumamış da
Baygın, hasta ya da cançekişen
Çırparaktan yüzgeçlerimi dip sularında
Ya da yer tahtaları, muşamba, örtük perdelerin kasvetini
Yorgun düşerek taşımaktan
Ve ne çıkar ayırmasam kendimi
Suların büyük içkilere kavuştuğu koylardan.
...
Ve her şey hızla yetişti sonra
Sarı bir günün kahverengi yarınına.
Yıkılmış bir ağacın üstünde yıllarca oturdum da
Gözleri avına benzeyen bir avcıydım sanki
Ağaç da çürümüş zaten
Kazımış, oymuş bir yerlerinden gelip geçen onu
Ağaç mı, içi yıllarla dolu bir kutu mu
Çözmek için mi acaba içlerindeki bir gizi
-Gizi mi, bir giz gereksinmesini mi-
Yoklamışlar orasından burasından
Kim bilir.
...
Ve her şey dönüştü işte
Kahverengi bir çarşambadan
Sapsarı bir cumartesiye.
Ansızın bir rüzgar çıktı demin
Çölde yanıt arayan alaycı bir rüzgar
Kolalı bir örtü gibi acıtıyor yüzümü
Yakıyor gözkapaklarımı da
Toplayıp getiriyor anılarımı bir bir
Uzun yolları hiç sevmeyen anılarımı.
...
Bırakıp gidiyor anılarımı rüzgar
Denize bırakılmış çöpler gibi
Yol kenarlarında birikmiş gereksiz eşyalar gibi
Geri veriyor ve çekip gidiyor usulca.
Bulanık bir havuzun yanında buluyorum kendimi
Bakımsız, taşları kırık bir havuzun yanında
İçinden koyu yeşil bir çocuğun baktığı
Çürümeye yüz tutmuş yaprak renginde
Ağlaması yağmurlu bir sundurmaya benzeyen
Kırık iskemleleri, çatlamış mermer masasıyla
Yağmurlu bir sundurmaya
Ve pencerelerde belli belirsiz bir kadın
Pencerelerde ve her yanda.
Bir çocukta bir kadın hayaleti mi
Bir kadında bir çocuk hayaleti mi
Yalnızca bir hayalet mi yoksa.
...


Ramis dayının seslendirdiği kısım:
Gömdüm hepsini geliyorum;

İnsan yaşıyorken özgürdür
Yaklaştım iyice geliyorum
Her insan biraz ölüdür,
Bizde biraz ölüyüz
Ölülerki birgün gömülür
İçimizdeki ölüler,dışımızdaki ölüler
İnsan yaşıyorken özgürdür
İnsan yaşıyorken özgürdür..


EDİP CANSEVER

Güzel dime severim Edipi ;)



16 Nisan 2012 Pazartesi

HİKAYENİ PAYLAŞ

zamanehatunlari.com adı çok güzel değil mi ? İnternette öyle kişisel gelişim yazısı arıyordum.Yeniden başlamak adlı bir yazıyı okudum çok çok beğendim.Severim biyografik hikayeleri .Daha gerçekçi geliyor insana ne de olsa yaşanmışlık var. Başladım okumaya sonra siteye girdim,gördümki bu site bir proje kapsamında yapılmış. Bayanların hayata dair hikayelerini paylaştığı bir platform.Aslında kadınlar bloglar aracılığıyla hikayelerini çok başarılı anlatıyorlar.Tabi böyle bir platformun olması ayrı.


45 yıllık profesyonel yöneticilik yapmış Çiler Yıldız ve Binnur Zaimler “zamane hatunları” projesini hayata geçirmişler. Kendilerini şöyle tanıtımaktalar: “Biz iş ve aile yaşamının koşturmacasında kaybolmuş, iş sorumluluklarının altında ezilmiş  bayanlar olmayı değil, hayattan zevk alan, eşiyle, işiyle, arkadaşlarıyla, çocukları ile geçirdiği zamandan zevk alan, fark yaratan bireyler olmayı seçmiştik. Kendimize zaman ayrımaktan hoşlanan, yazan, çizen, hobileri olan, yeni şeyler denemekten bıkmayan, ilişkilere ve arkadaşlıklara değer veren kişilerdik. Profesyonel işlerimizin yanında birimiz astrolog, birimiz hayat koçuyduk. Bizde iş hayatının zorluklarını, bayan olmanın getirdiği farklılıkları, karşılaşılan problemleri yaşamış, ancak bunları çözmenin yollarını bulmuş ve iş hayatında çalışan bir bayan olmanın dezavantaj olmadığını, buna inanmayan zihniyetlerin değiştirilmesini kendimize görev edinmiş kişilerdik.  Ve birşeyler yapmak istiyorduk...”
Çiler  Yıldız ve Binnur Zimler ”hikayeler paylaştıkça değerlenir, sonsuza kadar kalır” diyorlar ve tüm Zamane Hatunlarını hikayelerini ve deneyimlerini paylaşmaya çağırıyor.
Ben henüz hikayemi yazmadım yakında tamamlanır.Biliyorum siz paylaşıyorsunuz bloglarınızda bir hikayenizi de burada paylaşın yahu ;) Unutmadan bu aralar yeni bir şeyler yapmaya çalışan bana hitap eden hikaye buydu : YENİDEN BAŞLAMAK .Mutlaka okuyun derim ben !










17 Şubat 2012 Cuma

GENÇLER DE VAR

Ülkemizde o kadar çok sorun varki arada kalan tek grup GENÇLER oluyor,maalesef.Gündem ışık hızıyla değişiyor. İsveç'te altı ayda yaşananlar, bizde bir günde yaşanıyor… Bir olayı bir gün tartışıp hemen yenisine geçiyoruz. Bazen bu tartışma bir gün bile sürmüyor.Sorunlar hiç çözülmeden ortada kalıveriyor…

Ortada kalan meselelerden biride ülkemizde gençlik hakları. Anayasanın değiştiği şu günlerde gençlere de yer verilir umarım.Anayasada gençlere yönelik sade ve sadece 1 maddecik var.O da şu :

Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler Anayasa`nın 58. Maddesi :
Gençliğin Korunması
Devlet, İstiklal ve Cumhuriyetimizin emanet edildiği gençlerin müsbet ilmin ışığında, Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda ve Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü ortadan kaldırmayı amaç edinen görüşlere karşı yetişme ve gelişmelerini sağlayıcı tedbirleri alır.
Devlet, gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır.

Bu madde bizim için yeterli değil.Hele ki genç nüfusuyla övünen canım ülkem için.Sosyal sorumluluklarda 0-6 yaş grubuna ağırlık veriliyor.Gençlerin hobilerine yönelik var belki de ben bilmiyorum ya da göremiyorum.Üniversiteye giden genç sosyal olma yolunda şanslı.Ya gidemeyen,kendi dünyasında kalacak olanlar,ifade edemeyecek olanlar köşelerinde kalacak.Aşağıdaki klip düşündürdü bunları .Klibin sonundaki yazılara dikkat 300.000 umutsuz genç var.Kaybolan gençler ise uyuşturucu batağında.Özellikle uyuşturucuyla mücadelede www.zaferercan.com a göz atarsınız.Orada kaybolan pek çok genç örneği görebilirsiniz.

Ülkemde gençlerden neden umutsuz o da bu videoda,bir göz atabilir misiniz ?
http://www.facebook.com/video/video.php?v=10150195075462250&oid=150081565004310 

Her şey anayasada bir madde değil önemli olan icraat !!! Daha umutlu gençliğe !



5 Şubat 2012 Pazar

DÜNYA NUTELLA GÜNÜ

İlk defa 1942 yılında Ferrero’nun kurucusu pasta ustası Mr.Pietro Ferrero tarafından yaratılan Nutella, zaman içerisinde tüm dünyada tüketilen ve sevilen markalardan biri haline geldi. Günümüzde dünya genelinde senelik 600 milyon kavanozluk tüketim hacmi ile Nutella özellikle kahvaltı sofralarının vazgeçilmezi olurken, en kaliteli Türk fındıklarının ve özel kakaosunun yarattığı benzersiz formülü ile kalite ve lezzetini sağlıklı cam kavanozu içerisinde 7’den 70’e herkese ve tüm sofralara taşıyor.


Ben de Nutellacılardanım, bana göre kutlanması gerekli birgün değil açıkçası. Fakat 5 Şubat  Dünya Nutella günü takvimlerde yerini almış bile.Bizim ülke bu yıl, yani bugün bir alışveriş merkezinde kutladılar.Haberleri merak ediyorum doğrusu, nasıl kutlandı ? Yarın görürüz bültenlerde .Sizi nutella şiiriyle başbaşa bırakıyorum :)

bugün 5 şubat
markette nutellayı sepete at
sevgilin kıskanırsa seni
onu camdan aşağı at

nutella sürdüm her yanıma
sevdiceğim hele gel yanıma
daha bi mutlu olacağım
tek maçtan yatmasa iddaa
                                       Ekşi Sözlük





SOSYAL MEDYA BAĞIMLILIĞI

Sosyal medya toplumsal yaşamımızın hızla ayrılmaz bir parçası haline geldi.Bilgisayar kullanmayı bilen hemen her yaştan kişinin temel ilgi alanı “sosyal medya” .Kişiler sosyal medyayı farklı farklı kullanmaktadır.Sosyal medyanın en önemli özelliği bireylerin kendilerini başkalarına açık bir şekilde ifade edebilmesidir.Bazı insanlar maalesef bunu bağımlılık dercesine getirebilmekte, tabi kişinin buna eğimi de önemli.Bir araştırmaya göre :

 Birkaç yıl geriye gidildiğinde ilk olarak internet bağımlılığı fikri ortaya atıldığında çoğu kesim bu fikri dikkate almayıp espiri konusuna bile çevirdi ama şimdi durumun vaziyetinin apaçık ortada olduğu inkar edilemez bir boyut aldı.

Sosyal medya bağımlılığının rutin ilişkiler üzerinde ciddi etkileri görülmekte. Dr. Oz sık sık sosyal medya platformlarının kullanımında bulunan gençlerin sosyal medya bağımlılıklarının uyuşturucu ve alkol kullanımı bağımlılığının yüzdesini geçtiğini belirtmekte. Ayrıca The Wall Street Journal, ciddi olarak kanıtlanmadığını vurgulayarak dünya genelindeki boşanmaların 1/5’inin Facebook yüzünden olduğunu belirtmekte.
Sosyal medya bağımlılığının 6 işareti;

•    Sabah kahve içerken, duş almadan önce vs ilk iş olarak Facebook kontrol edildi mi?
•    İş arkadaşlarınızın yanında bilgisayarınızı açtığınızda ilk kurduğunuz cümle “Ne kadar zamandır Facebook, Digg ve Twitter… hesaplarımı kontrol edemedim!” mi oluyor?
•    Tatile gittiğinizde sosyal medya hesaplarınızı kontrol edemediğinizden dolayı bir şeylerin eksik olduğu hissine mi kapılıyorsunuz?
•    Gece yarısı uyanıp Twitter’da sizden bahsedilip bahsedilmediğini mi kontrol ediyorsunuz?
•    Çevrenizdeki kişilerle sosyal ağ platformlarında daha fazla mı iletişime geçiyorsunuz?
•    Arkadaşlarınızın Facebook sayfalarının duvarları sizin göndermiş olduğunuz yazılarla mı dolu?

Burada ekstra olarak değinmemiz gereken konu sosyal medyaya sadece kendi işiniz dolayısıyla mı bağımlı olduğunuz… Bunun haricinde eğer sosyal medya platformlarından ayrı kalamıyorsanız size önerimiz olan Freedom gibi bir internete bağlantıyı engelleyici araçlar kullanmanız olacaktır.

Facebookta sosyal medya tv'nin sayfasında bu videoyu gördüm çok şaşırdım, dalga mı geçiyorlar diye. Hayır dalga geçmiyorlar.İngilterede sosyal medya bağımlıları tedavi merkezi var.Videoya dikkat edin adamları sarılmayı unutmuşlar.


Ben blog kullanacılarının nitelikli zamanlar geçirdiğine inanıyorum.Allah korusun bu bağımlılıktan , danamamak gerekir.





31 Ocak 2012 Salı

Kamu Spotları Etkili Mi ?


Bugünlerde kamu spotlarının ne kadar etkili olduğu  hakkında bir yazı okumuştum.Şimdilerde kamu spotları inanılmaz şekilde internet ortamında tiye alınıyor.İçlerinde beğendiklerim yok değil.Beğendiğime örnek : "ADSL pişmanlıktır".Kamu spotları tv kanalları tarafından es geçiliyor sanırım.Sabah 6 ile 7 saatleri arasında yayında görüyorum.Bu bana es geçmek gibi geldi.Akşamları verilemiyor reklam parası meselesi. Bu kamu spotlarının ortak yanı, korku üzerinden duyarlılık oluşturmaya çalışmaları. Hepsinde insanların psikolojisini derinden etkileyecek bir örnek gösteriliyor. Çözüm içinse aranması gereken bir telefon numarası ya da bağış yapılabilecek bir hesap numarası veriliyor.

Kamu spotu; kamu yararına, sivil toplum kuruluşları ya da bakanlıklar tarafından hazırlanan ve televizyon kanallarında ücretsiz yayınlanan reklam demek. Yani eskinin eğitici programları, bugün kamu spotu olarak karşımızda.

Günümüzde tiye alınan kamu spotları reklamları eskilerde 80lerde,90larda nasıldı ?Googlede aramaya başladım “Bay Doğru Ahmet ve Bayan Yanlış”a ulaştım.


Videoya baktığımda topluma sorumlu vatandaşlar kazandırmak için yapılan eğitici film tarzında.Biraz ütopik buldum açıkçası.Yere çöp atan bir insanı uyaran kişiler , günümüzde hastanelik olabilir,elinde bıçakla bankta oturan kişiye sıkıysa ikaz et.Bu filmler etkili oldu mu bilmem, o dönemleri görmedim.Şöyle bir ekşi sözlükteki yorumlara baktığımda çok beğenilmiş.Hatt facebookta “Bay Doğru Ahmet ve Bayan Yanlış” sayfası bile kurulmuş.

Devlet tarafından hazırlanan bu "eğitici programlar"ı incelediğimizde, önceden daha çok görgü ve genel toplum kurallarının konu alındığını, bugünse sağlık, güvenlik gibi konulara yoğunlaşıldığını görüyoruz. Zamanla daha ciddi reklamların yapıldığı ve mesajın doğrudan verildiği de bir diğer fark. İlk yıllarda esprilerin arasına serpiştirilen uyarılar, artık direkt söyleniyor. Bugünkü "Sigara pişmanlıktır" serisinde, Lösev ya da ürün güvenliğini konu alan kamu spotlarında olduğu gibi

Günümüzden örnek Ürün Güvenliği kamu spotuna baktığımda hiç beğenmediğimi söylemek isterim.Ürün güvenliği konusunda dünyada CE sertifikasyonu varken , sen bakanlık olarak bunun güvenliğini sağlayamıyorsan ben vatandaş olarak nasıl sağlayabilirim? Güvenliğine dikkat etmeyen bir insan alır bu malı sen uyarsan ne olur? 

Ben çok konuştum uzman görüşüne bakarsak ; Marketing Türkiye Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Günseli Özen Ocakoğlu, öğretmen edasıyla uyarıda bulunan bu tarz reklamlardan kendisinin de izleyicilerin de hoşlanmadığını ifade ediyor. Ona göre kamu spotları daha neşeli, reklam tadında ve hatta ünlü simalarla çekilerek yapılırsa çok daha fazla izlenir ve etkili olur.
Peki, kadına şiddet konusunda bir reklam hazırlanacak olsa, sorunu neşeli ya da esprili öğelerle anlatmak mümkün olur mu? Biraz zor. Hatta böyle bir reklam fazlasıyla eleştiri bile alabilir. Bu durumda yapılması gerekeni Ocakoğlu şöyle özetliyor: "Elbette ki bu tarz bir mevzuya ciddi yaklaşmak gerekir. Ama o kadar çok olumsuz gündemimiz var ki... Bu yüzden şimdiki kamu spotlarında olduğu gibi yalnızca problemi ortaya koymak yerine çözüme odaklanmalıyız."

Ödüllü kamu spotu ile hoşça kal diyeyim ben .Verdiği mesajı çok beğendim : "Gülümse bebek, gün gelecek herkes sana insan diyecek “ !









Meeee! Me! Meeee! Meeee!


Esasında hepimiz birçok yönden özgün, yegane ve tekiz. İnsanları koyun olmaya zorlayan 'sisteme' gelsin!Gerçekten herşey bizi aynı yapmaya çalışıyor.Belki de kapitalist sistem buna yol açıyor.Bu videoda 1000 surat var.Bu video ve festivalde bulunmak  isterdim.Kim istemezdiki...






Bunu fikir atölyesinin facebook sayfasında  gördüm.takibe değer bir kişisel blog.

27 Ocak 2012 Cuma

TAKLİT ÇİN MASALLARINDAN SAKININ

Çin yeni yılında ailesinin yanına giderken hediye götürmek en yaygın adet olarak bilinirken, evlenme çağındaki genç göçmen işçiler yaşlı ebeveynlerini mutlu etmek için tatil süresince ''müstakbel eş'' kiralıyor.

Çin'in en yaygın online alışveriş sitesi "taobao.com"da müstakbel erkek ve kadın eşlerin vesikalık fotoğraflarının sergilendiği site, binlerce kalem ürününün yanı sıra müşterilerine Çin yeni yıl tatili öncesinde böyle bir hizmet de sunmuş.

Taobao sitesinin servis sağlayıcısı olduğu onlarca online alışveriş sitesi, ücretlerini müstakbel eşlerin gideceği mesafe, zaman ve yakınlık derecesine göre belirlediği kiralama hizmeti sunuyor. 

EL SIKIŞMAK 3 YÜEN
El sıkışmanın ortalama fiyatının 3 yüen, aile ile kucaklaşmanın 5 ila 10 yüen arasında değiştiği ücretlendirmede siteler, aile ile yemeğe katılmanın bedeli olarak saat başı 8 yüen, aile ile bir alışveriş ya da gezmeye katılmanın saat ücretini ise 15 yüen olarak belirlemiş. Bu ücretlerin aynı kentte olduğu belirtilirken, sahte müstakbel eşin başka bir kente gitmesi durumunda ücret birkaç katına çıkıyor. Ülkenin güneyinde olan bir online alışveriş sitesi günlük 1500 yüen talep ediyor.

Habere göre, yazılım mühendisi olarak çalışan Hu Şiaofey adlı biri, yıl sonu ikramiyesinin yarısı olan 6 bin yüenlik miktarı ailesine tanıştırmak için bulduğu sahte müstakbel eşine harcamış.

Çin'in orta kesimindeki Hunan eyaletinden olan Hu, ailesinin erkenden evlenmesini istediğini ve bir eş adayı bulamadığını kaydetti. Hu bunun üzerine ailesini mutlu etmek için böyle bir yola başvurduğunu kaydediyor.

Yılın 11 ayı başka bir yerde çalıştığını belirten Hu, ailesinin bu durumu fark etmeyeceğini savunuyor.

Çine seyahat yapmak istersem , nişanlı olarak düşünürüm belki :P, Şaka şaka  :)
A.A 



18 Ocak 2012 Çarşamba

BİR TOPLU TAŞIT MACERASI


Size bir video paylaşmak istiyordum msn türkte bu tespitleri gördüm paylaşmak istedim :
Hiç komik olmadığı gibi, derhal taşıttan dışarı atılmaları gereken tiplemeler!
Biraz çekilse de insek keşke!
Ne giymişsiniz, ne takmışsınız, nereye bakıyorsunuz, siz kimsiniz? 10 dakika içinde hepsini anlayacak şekilde incelerler.
Ha indi ha inecek derken, insanda yersiz heyecan yaratırlar. Kapıya yakın dururlar. Gözleri hep kapıdadır.
Hiç komik olmadığı gibi, derhal taşıttan dışarı atılmaları gereken tiplemeler!
Yaşlılara, hamilelere, çocuklulara tamam da... Her an yer kapmak için hazır bekleyen ve hiç de yaşlı olmayanlara ne demeli?
O zaman hepsine birden KAYSANA 
Metrobüs şarkısı size geliyorrrr ....



14 Ocak 2012 Cumartesi

BİZ 6. OLAMAYIZ


İngiltere merkezli banka HSBC, dost canlısı ülkeleri listeledi. Forbes dergisinin internet sitesinde yayınlanan araştırmaya katılanlar “Kendilerini ikinci evlerinde hissetme” duygusunun en yoğun olduğu ülkeleri sıraladı. 100 ülkenin dahil olduğu incelemede Yeni Zelanda, Avustralya ve Güney Afrika ilk üç sırayı alırken Türkiye, Kanada ve ABD’nin ardından 6’ncı oldu. Türkiye’yi sırasıyla İngiltere, Filipinler, İspanya, Malezya, Brezilya ve İtalya takip etti. Araştırmaya katılanlar Türkiye’yi en kolay arkadaş edinilebilecek ülkelerden biri olarak tanımladı.(buradan alındı)

Türkler misafir ağırlarken her şeyin eksiksiz olmasını ister. Hizmette kusur asla affedilmez. Aksi bir durumda mahcup olacaklarını düşünürler. Her evin mutlaka bir misafir odası vardır ve sürekli olarak hizmete hazırdır. Misafir her zaman el üstünde tutulur. Odaya girdiği zaman büyük küçük herkes ayağa kalkar. Evin büyüğü, misafire oturması teklifinde bulunur, o da karşısındaki büyük olduğu için ona oturmasını teklif eder ama bu teklif bölümünü ev sahibi kazanır. Misafir oturmadan kimse oturmaz. Misafirin geleceği önceden biliniyorsa, evdeki havlular değiştirilir. Evde misafire özel saklanan terlik kapının girişinde hazır bekletilir. Yemekte günlük kullanılan çatal kaşığın yerine, hanımların özenle sakladıkları takımlar kullanılır. Bunun TURİSTLERE uygulanan şeklini düşünün :)

Bu araştırmada bir yanlışlık var .Öncelikle Yeni Zellenda'ya şaşırdım.Bu insanlar tabi dost canılısı olur, memleketlerinde misafir görmüyorlar ki ? Bu sevecanlık olabilir ama birinci olacak kadar olamaz. ABD'de de hayrete düşürdü.Acaba nasıl karşılar turisti? Merhaba yerine "canın cehenneme dostum,ooooo adamım"diyebilirler :S ABD umursamaz bir toplum belki de bunları bile söylemeye tenezzül etmez.

Son bir dipnot araştırmayı yapan kuruma bakın "HSBC" daha ne olsun. İngiltere yapmış tabiki bu sıralama ortaya çıkar.Amaaaaaaan alt tarafı bir araştırma, çok çene çaldım.Biz biliyoruz kendimizi.