ABD’deki Harvard Üniversitesi’nden bilimadamlarının yaptığı araştırma, gündelik hayatta ya da internet ortamında kendinden bahsetmenin beynin mutluluk ve coşku veren dopamin kimyasalını salgılamasını sağladığını gösterdi.
Bilimadamları,
kendinden ya da yaşadığı bir olaydan bahsederken kişilerin beyninde yemek yerken alınan hazzın
benzerinin duyulabildiğini belirtti.
Araştırmaya
katılanlara bazı sorulara yanıt vermeleri için az, bir konu hakkındaki
görüşlerini anlatmaları ya da kendilerinden bahsetmeleri içinse daha az
miktarda para önerildi.
Katılımcılar kendilerinden bahsetmek ve fikirlerini belirtmek için para almaktan kaçındı.
Kadın
ve erkeklerin konuşmalarıın yüzde 30-40’ında başkalarına
kişisel deneyimlerinden bahsettiğini belirten bilimadamları, sosyal
paylaşım sitelerinde ise bu oranın yüzde 80’e yakın olduğunu vurguladı.
Araştırma Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi’nin dergisinde yayımlandı.
Geveze olduğum içim bu huy epey var bende .Her konuda bir bilgim olunca konuşcak konu ben de fazla oluyor.Seviyorum anlatmayı.Şunu da unutmamak gerekir her konuşma iletişim değildir.Haydi iyi anlatmalar :)
Bu sabah her haftasonu olduğu gibi TV8'de "Erken Baskı"yı izledim.Harika bir program.Seda Akgül haberleri farklı bir tarzda yorumluyor.Uzman konuklar da davet ediyor.Kısacası eğlenceli hoş bir program.Yarın sabah da bu programa göz atabilirsiniz.
Neyse bir haber dikkatimi çekti.Bilirsiniz gazetelerde yaşam bölümü altında yapılan bilimsel araştırmalara yer verilir.Mesela çay demlemenin püf noktaları,kadın erkek ilişkilerinde yapılması gerekenler vb. Bunların bir çoğuna inanmam ben,gülerim hatta...
Onlardan biri de bu haber.12 yaşından önce yapılacaklar listesi Nationel Trust Vakfı, bilgisayar başından kalkmayan bir çocuğun
12 yaşna gelmeden önce mutlaka yapması gereken 25 hareketi sıraladı.Herşeyi sıralayan araştırmalardan biri daha bu.Tamam yetişkinlere sıralıyorsun da çocuk bu yahu.Bir sıralamaya tabi yaşayabilir mi ? Gerçi her türlü birey bunu yapmalıyım tarzı yaşayamaz.Listeyi neden paylaşmak istedim ? Listede birçoğumuzun küçükken ve hala yaptığımız,belki de vazgeçemediğimiz eylemler var.Buyrun listemiz :
Harita ya da pusulayla yön bulmak.
İp atlamak.
Tepeye tırmanmak.
Güneşin doğuşunu ve batışını incelemek.
Çamurda oynamak.
Adaya gitmek.
Ağaça tırmanmak.
Balık tutmak.
Rüzğârda yürümek.
Sahilde midye kabuğu toplamak.
Birini kuma gömmek.
Dalında koparıp elma yemek.
Vahşi hayvanları görmek.
Böcekleri incelemek.
Şelale görmek.
Ağaç dikmek.
lamp yapmak.
Kartopu oynamak.
Bir kuşu elle beslemek.
Kumdan kale yapmak.
Kanyona binmek.
Uçurtma uçurmak.
Gölde yüzmek.
Yağmurda yürümek.
Kelebekleri incelemek.
Listede beğendiğim eylemler var.Beni doğayla buluşturan her eylem vazgeçilmezimdir.Eklemek istediğim noktalar var bu araştırmaya özellikle biz Türklere özgü.Genelde para kazanmanın kıymetini anlamaya yönelik hareketler.Simit satmak, pazarda su satmak, tartıçılık yapmak, araba camı silmek,
halı yıkatmak, sanayide çıraklık yapmak gibi olmazsa olmazları atlamışlar .İngilizlere bunları da ekleyin listeye desek ne tepki verirlerdi bilmiyorum.
Gelelim sonuca çocuk çocukluğundan özgür bırakıldığı takdirde zevk alır.Hani OMO'nun sloganı var "Kirlenmek Güzeldir". Şunu da biliyorumki zamane çocuğu bilgisayarda harcıyor bir daha kazanılmayacak bu anları.Bizzat 15 tatilde çocukların dışarı çıkma gün sayısına baktım.Koskoca tatilde 2 gün.Karda bile çıkıp oynamadılar.
Ne diyelim umarım yeni nesil ağaca da çıkar,ip de atlar. Not : Sinek arabasını kovalamayı küçükken pek yapamadım,içimde kaldı.Bu resmi hoş bir çocukluk anısını hatırlayınız diye koydum :)
Sosyal medya toplumsal yaşamımızın hızla ayrılmaz bir parçası haline geldi.Bilgisayar kullanmayı bilen hemen her yaştan kişinin temel ilgi alanı “sosyal medya” .Kişiler sosyal medyayı farklı farklı kullanmaktadır.Sosyal medyanın en önemli özelliği bireylerin kendilerini başkalarına açık bir şekilde ifade edebilmesidir.Bazı insanlar maalesef bunu bağımlılık dercesine getirebilmekte, tabi kişinin buna eğimi de önemli.Bir araştırmaya göre :
Birkaç yıl geriye gidildiğinde ilk olarak internet bağımlılığı fikri ortaya atıldığında çoğu kesim bu fikri dikkate almayıp espiri konusuna bile çevirdi ama şimdi durumun vaziyetinin apaçık ortada olduğu inkar edilemez bir boyut aldı.
Sosyal medya bağımlılığının rutin ilişkiler üzerinde ciddi etkileri görülmekte. Dr. Oz sık sık sosyal medya platformlarının kullanımında bulunan gençlerin sosyal medya bağımlılıklarının uyuşturucu ve alkol kullanımı bağımlılığının yüzdesini geçtiğini belirtmekte. Ayrıca The Wall Street Journal, ciddi olarak kanıtlanmadığını vurgulayarak dünya genelindeki boşanmaların 1/5’inin Facebook yüzünden olduğunu belirtmekte.
Sosyal medya bağımlılığının 6 işareti;
• Sabah kahve içerken, duş almadan önce vs ilk iş olarak Facebook kontrol edildi mi?
• İş arkadaşlarınızın yanında bilgisayarınızı açtığınızda ilk kurduğunuz cümle “Ne kadar zamandır Facebook, Digg ve Twitter… hesaplarımı kontrol edemedim!” mi oluyor?
• Tatile gittiğinizde sosyal medya hesaplarınızı kontrol edemediğinizden dolayı bir şeylerin eksik olduğu hissine mi kapılıyorsunuz?
• Gece yarısı uyanıp Twitter’da sizden bahsedilip bahsedilmediğini mi kontrol ediyorsunuz?
• Çevrenizdeki kişilerle sosyal ağ platformlarında daha fazla mı iletişime geçiyorsunuz?
• Arkadaşlarınızın Facebook sayfalarının duvarları sizin göndermiş olduğunuz yazılarla mı dolu?
Burada ekstra olarak değinmemiz gereken konu sosyal medyaya sadece kendi işiniz dolayısıyla mı bağımlı olduğunuz… Bunun haricinde eğer sosyal medya platformlarından ayrı kalamıyorsanız size önerimiz olan Freedom gibi bir internete bağlantıyı engelleyici araçlar kullanmanız olacaktır.
Facebookta sosyal medya tv'nin sayfasında bu videoyu gördüm çok şaşırdım, dalga mı geçiyorlar diye. Hayır dalga geçmiyorlar.İngilterede sosyal medya bağımlıları tedavi merkezi var.Videoya dikkat edin adamları sarılmayı unutmuşlar.
Ben blog kullanacılarının nitelikli zamanlar geçirdiğine inanıyorum.Allah korusun bu bağımlılıktan , danamamak gerekir.
Yazı yazmak zayıflatabiliyor. Kanada'nın Waterloo Üniversitesi'nden
Christine Logel ve ekibinin yaptığı araştırmaya katılan üniversite
öğrencileri, olumlu ve sevilen konu hakkında yazı yazarak "farkında
olmadan" zayıfladı.
Bilim adamlarının yaptığı araştırmaya yarısı aşırı kilolu ya da
obez olan 45 kız üniversite öğrencisi katıldı. Öğrencilerden insanî,
sosyal değerler, müzik, siyaset, aile ve arkadaşlar ile ilişkiler gibi
konuları en çok sevdiklerinden en az sevdiklerine göre sıralamaları
istendi. Grubun yarısı 15 dakika boyunca kendilerine en önemli gelen ve
en çok sevdikleri, diğer yarısı en önemsiz buldukları konu hakkında
duygularını kâğıda döktü. 4 ay boyunca öğrencilerin kilosu ölçüldü. İlk
gruptakilerin ortalama 1,5 kilogram verdiği, ikinci gruptakilerin ise
1,25 kilogram aldığı görüldü. Ankara AA
Günlüğe başlıyorum arkadaşlar :)