insanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
insanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Haziran 2012 Perşembe

SENİN DÜNYAN NE KADAR ?

Sanki birileri şuna inandırıyor insanları...
Zengin olunca,iyi bir işin olunca veya eşin olunca,malın mülkün çoğalınca dünya da büyüyor.
Kendimizi sahip olduklarımızla tanımlıyoruz. Otomobilimiz, telefonumuz, evimiz hepsi bir mesaj veriyor. 
Ve bu mesajlar üzerinden iletişim kuruyoruz. 
Tamamen üstünlük yanılsaması.
 Nereden bileceksin ki ,senin dünyan şu kadarcık ?
Sahip oldukların mı belirler senin dünyanın büyüklüğünü ?
Can YÜCEL'in şiiriyle cevap vermek istiyorum.


Yerin seni çektiği kadar ağırsın

Kanatların çırpındığı kadar hafif
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;
Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün
Gülebildiğin kadar mutlusun
üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin
işte budur hayat!
işte budur yaşamak
Bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin
Kadar
Sevilirsin

13 Nisan 2012 Cuma

KİRLENMEK GÜZELDİR

Bu sabah her haftasonu olduğu gibi TV8'de "Erken Baskı"yı izledim.Harika bir program.Seda Akgül haberleri farklı bir tarzda yorumluyor.Uzman konuklar da davet ediyor.Kısacası eğlenceli hoş bir program.Yarın sabah da bu programa göz atabilirsiniz.

Neyse bir haber dikkatimi çekti.Bilirsiniz gazetelerde yaşam bölümü altında yapılan bilimsel araştırmalara yer verilir.Mesela çay demlemenin püf noktaları,kadın erkek ilişkilerinde yapılması gerekenler vb. Bunların bir çoğuna inanmam ben,gülerim hatta...

Onlardan biri de bu haber.12 yaşından önce yapılacaklar listesi Nationel Trust Vakfı, bilgisayar başından kalkmayan bir çocuğun 12 yaşna gelmeden önce mutlaka yapması gereken 25 hareketi sıraladı.Herşeyi sıralayan araştırmalardan biri daha bu.Tamam yetişkinlere sıralıyorsun da çocuk bu yahu.Bir sıralamaya tabi yaşayabilir mi ? Gerçi her türlü birey bunu yapmalıyım tarzı yaşayamaz.Listeyi neden paylaşmak istedim ? Listede birçoğumuzun küçükken ve hala yaptığımız,belki de vazgeçemediğimiz eylemler var.Buyrun listemiz :


  • Harita ya da pusulayla yön bulmak.
  • İp atlamak.
  • Tepeye tırmanmak.
  • Güneşin doğuşunu ve batışını incelemek.
  • Çamurda oynamak.
  • Adaya gitmek.
  • Ağaça tırmanmak.
  • Balık tutmak.
  • Rüzğârda yürümek.
  • Sahilde midye kabuğu toplamak.
  • Birini kuma gömmek.
  • Dalında koparıp elma yemek.
  • Vahşi hayvanları görmek.
  • Böcekleri incelemek.
  • Şelale görmek.
  • Ağaç dikmek.
  • lamp yapmak.
  • Kartopu oynamak.
  • Bir kuşu elle beslemek.
  • Kumdan kale yapmak.
  • Kanyona binmek.
  • Uçurtma uçurmak.
  • Gölde yüzmek.
  • Yağmurda yürümek.
  • Kelebekleri incelemek.              
Listede beğendiğim eylemler var.Beni doğayla buluşturan her eylem vazgeçilmezimdir.Eklemek istediğim noktalar var bu araştırmaya özellikle biz Türklere özgü.Genelde para kazanmanın  kıymetini anlamaya yönelik hareketler.Simit satmak, pazarda su satmak, tartıçılık yapmak, araba camı silmek, halı yıkatmak, sanayide çıraklık yapmak gibi olmazsa olmazları atlamışlar .İngilizlere bunları da ekleyin listeye desek ne tepki verirlerdi bilmiyorum.

Gelelim sonuca çocuk çocukluğundan özgür bırakıldığı takdirde zevk alır.Hani OMO'nun sloganı var "Kirlenmek Güzeldir". Şunu da biliyorumki zamane çocuğu bilgisayarda harcıyor bir daha kazanılmayacak bu anları.Bizzat 15 tatilde çocukların dışarı çıkma gün sayısına baktım.Koskoca tatilde 2 gün.Karda bile çıkıp oynamadılar.
Ne diyelim umarım yeni nesil ağaca da çıkar,ip de atlar.
Not : Sinek arabasını  kovalamayı küçükken pek yapamadım,içimde kaldı.Bu resmi hoş bir çocukluk anısını hatırlayınız diye koydum :)


17 Şubat 2012 Cuma

GENÇLER DE VAR

Ülkemizde o kadar çok sorun varki arada kalan tek grup GENÇLER oluyor,maalesef.Gündem ışık hızıyla değişiyor. İsveç'te altı ayda yaşananlar, bizde bir günde yaşanıyor… Bir olayı bir gün tartışıp hemen yenisine geçiyoruz. Bazen bu tartışma bir gün bile sürmüyor.Sorunlar hiç çözülmeden ortada kalıveriyor…

Ortada kalan meselelerden biride ülkemizde gençlik hakları. Anayasanın değiştiği şu günlerde gençlere de yer verilir umarım.Anayasada gençlere yönelik sade ve sadece 1 maddecik var.O da şu :

Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler Anayasa`nın 58. Maddesi :
Gençliğin Korunması
Devlet, İstiklal ve Cumhuriyetimizin emanet edildiği gençlerin müsbet ilmin ışığında, Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda ve Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü ortadan kaldırmayı amaç edinen görüşlere karşı yetişme ve gelişmelerini sağlayıcı tedbirleri alır.
Devlet, gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır.

Bu madde bizim için yeterli değil.Hele ki genç nüfusuyla övünen canım ülkem için.Sosyal sorumluluklarda 0-6 yaş grubuna ağırlık veriliyor.Gençlerin hobilerine yönelik var belki de ben bilmiyorum ya da göremiyorum.Üniversiteye giden genç sosyal olma yolunda şanslı.Ya gidemeyen,kendi dünyasında kalacak olanlar,ifade edemeyecek olanlar köşelerinde kalacak.Aşağıdaki klip düşündürdü bunları .Klibin sonundaki yazılara dikkat 300.000 umutsuz genç var.Kaybolan gençler ise uyuşturucu batağında.Özellikle uyuşturucuyla mücadelede www.zaferercan.com a göz atarsınız.Orada kaybolan pek çok genç örneği görebilirsiniz.

Ülkemde gençlerden neden umutsuz o da bu videoda,bir göz atabilir misiniz ?
http://www.facebook.com/video/video.php?v=10150195075462250&oid=150081565004310 

Her şey anayasada bir madde değil önemli olan icraat !!! Daha umutlu gençliğe !



5 Şubat 2012 Pazar

DÜNYA NUTELLA GÜNÜ

İlk defa 1942 yılında Ferrero’nun kurucusu pasta ustası Mr.Pietro Ferrero tarafından yaratılan Nutella, zaman içerisinde tüm dünyada tüketilen ve sevilen markalardan biri haline geldi. Günümüzde dünya genelinde senelik 600 milyon kavanozluk tüketim hacmi ile Nutella özellikle kahvaltı sofralarının vazgeçilmezi olurken, en kaliteli Türk fındıklarının ve özel kakaosunun yarattığı benzersiz formülü ile kalite ve lezzetini sağlıklı cam kavanozu içerisinde 7’den 70’e herkese ve tüm sofralara taşıyor.


Ben de Nutellacılardanım, bana göre kutlanması gerekli birgün değil açıkçası. Fakat 5 Şubat  Dünya Nutella günü takvimlerde yerini almış bile.Bizim ülke bu yıl, yani bugün bir alışveriş merkezinde kutladılar.Haberleri merak ediyorum doğrusu, nasıl kutlandı ? Yarın görürüz bültenlerde .Sizi nutella şiiriyle başbaşa bırakıyorum :)

bugün 5 şubat
markette nutellayı sepete at
sevgilin kıskanırsa seni
onu camdan aşağı at

nutella sürdüm her yanıma
sevdiceğim hele gel yanıma
daha bi mutlu olacağım
tek maçtan yatmasa iddaa
                                       Ekşi Sözlük





SOSYAL MEDYA BAĞIMLILIĞI

Sosyal medya toplumsal yaşamımızın hızla ayrılmaz bir parçası haline geldi.Bilgisayar kullanmayı bilen hemen her yaştan kişinin temel ilgi alanı “sosyal medya” .Kişiler sosyal medyayı farklı farklı kullanmaktadır.Sosyal medyanın en önemli özelliği bireylerin kendilerini başkalarına açık bir şekilde ifade edebilmesidir.Bazı insanlar maalesef bunu bağımlılık dercesine getirebilmekte, tabi kişinin buna eğimi de önemli.Bir araştırmaya göre :

 Birkaç yıl geriye gidildiğinde ilk olarak internet bağımlılığı fikri ortaya atıldığında çoğu kesim bu fikri dikkate almayıp espiri konusuna bile çevirdi ama şimdi durumun vaziyetinin apaçık ortada olduğu inkar edilemez bir boyut aldı.

Sosyal medya bağımlılığının rutin ilişkiler üzerinde ciddi etkileri görülmekte. Dr. Oz sık sık sosyal medya platformlarının kullanımında bulunan gençlerin sosyal medya bağımlılıklarının uyuşturucu ve alkol kullanımı bağımlılığının yüzdesini geçtiğini belirtmekte. Ayrıca The Wall Street Journal, ciddi olarak kanıtlanmadığını vurgulayarak dünya genelindeki boşanmaların 1/5’inin Facebook yüzünden olduğunu belirtmekte.
Sosyal medya bağımlılığının 6 işareti;

•    Sabah kahve içerken, duş almadan önce vs ilk iş olarak Facebook kontrol edildi mi?
•    İş arkadaşlarınızın yanında bilgisayarınızı açtığınızda ilk kurduğunuz cümle “Ne kadar zamandır Facebook, Digg ve Twitter… hesaplarımı kontrol edemedim!” mi oluyor?
•    Tatile gittiğinizde sosyal medya hesaplarınızı kontrol edemediğinizden dolayı bir şeylerin eksik olduğu hissine mi kapılıyorsunuz?
•    Gece yarısı uyanıp Twitter’da sizden bahsedilip bahsedilmediğini mi kontrol ediyorsunuz?
•    Çevrenizdeki kişilerle sosyal ağ platformlarında daha fazla mı iletişime geçiyorsunuz?
•    Arkadaşlarınızın Facebook sayfalarının duvarları sizin göndermiş olduğunuz yazılarla mı dolu?

Burada ekstra olarak değinmemiz gereken konu sosyal medyaya sadece kendi işiniz dolayısıyla mı bağımlı olduğunuz… Bunun haricinde eğer sosyal medya platformlarından ayrı kalamıyorsanız size önerimiz olan Freedom gibi bir internete bağlantıyı engelleyici araçlar kullanmanız olacaktır.

Facebookta sosyal medya tv'nin sayfasında bu videoyu gördüm çok şaşırdım, dalga mı geçiyorlar diye. Hayır dalga geçmiyorlar.İngilterede sosyal medya bağımlıları tedavi merkezi var.Videoya dikkat edin adamları sarılmayı unutmuşlar.


Ben blog kullanacılarının nitelikli zamanlar geçirdiğine inanıyorum.Allah korusun bu bağımlılıktan , danamamak gerekir.





2 Şubat 2012 Perşembe

DİKKAT EL ÇIKABİLİR


 Lavaboların hemen üzerinde musluğun yanında, avucu yere bakar şekilde, duvara dik, adeta duvardan fırlamış gibi duran, bilekten kesik, kırmızı ojeli, yüzüklü, plastikten mamul bir eldir, evimizin sabun veren eli.... avucuna (biz görmeyiz) yapışık bir mıknatıs vardır. satın alınırken kitin içinde teslim edilen metal bir daire, sabuna saplanır (metal daire hep kaybolur ve yerini gazoz kapaklarına terk eder), bu sayede sabun yukarıda bahsedilen ele yapışır ve zeminle teması kesilen sabun, suyunu damlattığı için erimez, hem ev ekonomisi sağlanır hem her el yıkayışta ele bakılarak sevgilinin narin eli düşünülür hem fantezi olur / ekşi sözlük
Ben bulursam alıp, kapı girişindeki lamba düğmesinin oraya koymayı düşünüyorum,düşünsenize ışık kapanınca karanlıkta duvardan fırlayan ele dokunuyorsunuz harika yahu :)


31 Ocak 2012 Salı

Kamu Spotları Etkili Mi ?


Bugünlerde kamu spotlarının ne kadar etkili olduğu  hakkında bir yazı okumuştum.Şimdilerde kamu spotları inanılmaz şekilde internet ortamında tiye alınıyor.İçlerinde beğendiklerim yok değil.Beğendiğime örnek : "ADSL pişmanlıktır".Kamu spotları tv kanalları tarafından es geçiliyor sanırım.Sabah 6 ile 7 saatleri arasında yayında görüyorum.Bu bana es geçmek gibi geldi.Akşamları verilemiyor reklam parası meselesi. Bu kamu spotlarının ortak yanı, korku üzerinden duyarlılık oluşturmaya çalışmaları. Hepsinde insanların psikolojisini derinden etkileyecek bir örnek gösteriliyor. Çözüm içinse aranması gereken bir telefon numarası ya da bağış yapılabilecek bir hesap numarası veriliyor.

Kamu spotu; kamu yararına, sivil toplum kuruluşları ya da bakanlıklar tarafından hazırlanan ve televizyon kanallarında ücretsiz yayınlanan reklam demek. Yani eskinin eğitici programları, bugün kamu spotu olarak karşımızda.

Günümüzde tiye alınan kamu spotları reklamları eskilerde 80lerde,90larda nasıldı ?Googlede aramaya başladım “Bay Doğru Ahmet ve Bayan Yanlış”a ulaştım.


Videoya baktığımda topluma sorumlu vatandaşlar kazandırmak için yapılan eğitici film tarzında.Biraz ütopik buldum açıkçası.Yere çöp atan bir insanı uyaran kişiler , günümüzde hastanelik olabilir,elinde bıçakla bankta oturan kişiye sıkıysa ikaz et.Bu filmler etkili oldu mu bilmem, o dönemleri görmedim.Şöyle bir ekşi sözlükteki yorumlara baktığımda çok beğenilmiş.Hatt facebookta “Bay Doğru Ahmet ve Bayan Yanlış” sayfası bile kurulmuş.

Devlet tarafından hazırlanan bu "eğitici programlar"ı incelediğimizde, önceden daha çok görgü ve genel toplum kurallarının konu alındığını, bugünse sağlık, güvenlik gibi konulara yoğunlaşıldığını görüyoruz. Zamanla daha ciddi reklamların yapıldığı ve mesajın doğrudan verildiği de bir diğer fark. İlk yıllarda esprilerin arasına serpiştirilen uyarılar, artık direkt söyleniyor. Bugünkü "Sigara pişmanlıktır" serisinde, Lösev ya da ürün güvenliğini konu alan kamu spotlarında olduğu gibi

Günümüzden örnek Ürün Güvenliği kamu spotuna baktığımda hiç beğenmediğimi söylemek isterim.Ürün güvenliği konusunda dünyada CE sertifikasyonu varken , sen bakanlık olarak bunun güvenliğini sağlayamıyorsan ben vatandaş olarak nasıl sağlayabilirim? Güvenliğine dikkat etmeyen bir insan alır bu malı sen uyarsan ne olur? 

Ben çok konuştum uzman görüşüne bakarsak ; Marketing Türkiye Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Günseli Özen Ocakoğlu, öğretmen edasıyla uyarıda bulunan bu tarz reklamlardan kendisinin de izleyicilerin de hoşlanmadığını ifade ediyor. Ona göre kamu spotları daha neşeli, reklam tadında ve hatta ünlü simalarla çekilerek yapılırsa çok daha fazla izlenir ve etkili olur.
Peki, kadına şiddet konusunda bir reklam hazırlanacak olsa, sorunu neşeli ya da esprili öğelerle anlatmak mümkün olur mu? Biraz zor. Hatta böyle bir reklam fazlasıyla eleştiri bile alabilir. Bu durumda yapılması gerekeni Ocakoğlu şöyle özetliyor: "Elbette ki bu tarz bir mevzuya ciddi yaklaşmak gerekir. Ama o kadar çok olumsuz gündemimiz var ki... Bu yüzden şimdiki kamu spotlarında olduğu gibi yalnızca problemi ortaya koymak yerine çözüme odaklanmalıyız."

Ödüllü kamu spotu ile hoşça kal diyeyim ben .Verdiği mesajı çok beğendim : "Gülümse bebek, gün gelecek herkes sana insan diyecek “ !









Meeee! Me! Meeee! Meeee!


Esasında hepimiz birçok yönden özgün, yegane ve tekiz. İnsanları koyun olmaya zorlayan 'sisteme' gelsin!Gerçekten herşey bizi aynı yapmaya çalışıyor.Belki de kapitalist sistem buna yol açıyor.Bu videoda 1000 surat var.Bu video ve festivalde bulunmak  isterdim.Kim istemezdiki...






Bunu fikir atölyesinin facebook sayfasında  gördüm.takibe değer bir kişisel blog.

27 Ocak 2012 Cuma

TAKLİT ÇİN MASALLARINDAN SAKININ

Çin yeni yılında ailesinin yanına giderken hediye götürmek en yaygın adet olarak bilinirken, evlenme çağındaki genç göçmen işçiler yaşlı ebeveynlerini mutlu etmek için tatil süresince ''müstakbel eş'' kiralıyor.

Çin'in en yaygın online alışveriş sitesi "taobao.com"da müstakbel erkek ve kadın eşlerin vesikalık fotoğraflarının sergilendiği site, binlerce kalem ürününün yanı sıra müşterilerine Çin yeni yıl tatili öncesinde böyle bir hizmet de sunmuş.

Taobao sitesinin servis sağlayıcısı olduğu onlarca online alışveriş sitesi, ücretlerini müstakbel eşlerin gideceği mesafe, zaman ve yakınlık derecesine göre belirlediği kiralama hizmeti sunuyor. 

EL SIKIŞMAK 3 YÜEN
El sıkışmanın ortalama fiyatının 3 yüen, aile ile kucaklaşmanın 5 ila 10 yüen arasında değiştiği ücretlendirmede siteler, aile ile yemeğe katılmanın bedeli olarak saat başı 8 yüen, aile ile bir alışveriş ya da gezmeye katılmanın saat ücretini ise 15 yüen olarak belirlemiş. Bu ücretlerin aynı kentte olduğu belirtilirken, sahte müstakbel eşin başka bir kente gitmesi durumunda ücret birkaç katına çıkıyor. Ülkenin güneyinde olan bir online alışveriş sitesi günlük 1500 yüen talep ediyor.

Habere göre, yazılım mühendisi olarak çalışan Hu Şiaofey adlı biri, yıl sonu ikramiyesinin yarısı olan 6 bin yüenlik miktarı ailesine tanıştırmak için bulduğu sahte müstakbel eşine harcamış.

Çin'in orta kesimindeki Hunan eyaletinden olan Hu, ailesinin erkenden evlenmesini istediğini ve bir eş adayı bulamadığını kaydetti. Hu bunun üzerine ailesini mutlu etmek için böyle bir yola başvurduğunu kaydediyor.

Yılın 11 ayı başka bir yerde çalıştığını belirten Hu, ailesinin bu durumu fark etmeyeceğini savunuyor.

Çine seyahat yapmak istersem , nişanlı olarak düşünürüm belki :P, Şaka şaka  :)
A.A 



22 Ocak 2012 Pazar

TELEFONLAR MASAYA YOKSA...

Aynı masada oturup da sürekli telefonlarla uğraşmaktan doğru dürüst sohbet edememek hepimizin sorunu. Çare eğlenceli bir oyun: Telefon Yığmak! Bu trendde cihazlar yemek bitene kadar masanın ortasına konuyor ve sabredemeyip telefonuna ilk elini atan hesabı ödüyor.

Akıllı telefonlar hayatımızı kolaylaştırdı. Artık sokaktan bile fotoğraf paylaşabiliyor, Amerika'da sevdiğimiz bir yazarın makalesini yayınlandığı anda okuyabiliyoruz. Ama hayatımıza giren her yeni şeyin artıları olduğu gibi eksileri de var. Mesela, en son ne zaman bir arkadaş grubuyla yemeğe çıkıp kesintisiz muhabbet edebildiniz? Sürekli çalan telefonlara, gidip gelen SMS'lere, mail, Twitter, Facebook iletileri de eklenince iki lafın belini kırmak imkansız hale geldi. İnsanlar daha mekana girdiği anda Foursquare'den 'check-in' yapıp bir de üstüne tweet atıyor. Yemek yerken göz ucuyla sürekli sosyal medyadaki son güncellemeler takip ediliyor. Kim kiminle nerede? Acaba Panpiş yeni fotoğraf paylaştı mı? Gideceğimiz gece kulübü kalabalık mı? Facebook'a son yüklediğim fotoğrafa kim, ne yorum yapmış... Sonuç: Aynı masada toplanmış ama birbirinin yüzünden çok telefon ekranına bakan insanlar...
Bu durum sadece bizim değil, bütün medeni alemin bir sorunu. Çözüm de Amerika'dan geldi: Phone Stacking, yani 'Telefon Yığmak' trendi. Kuralı basit: En azından arkadaşlarınızla birlikteyken mobil iletişimden kopun diye yemek boyunca bütün telefonlar masanın ortasına yığılıyor. Yemek bitene kadar telefonu kontrol etmek, gelen çağrıyı cevaplamak yasak. Çünkü boş bulunup telefona elini atan ilk kişi hesabı ödüyor.
Amerikan GetKempt sitesinden çıkan bu öneri aslında bir bakıma sabrınızı ve mobil bağımlılığınızı da ölçüyor. Telefon çalsa da, SMS ve mailler gelse de, "X seni etiketledi" veya "Y fotoğrafına yorum yaptı" gibi klasik Facebook bildirimleri düşse de, kendinizi tutacaksınız ve eliniz telefona gitmeyecek. Eğer kimse telefonunu açmazsa herkes kendi yediğini içtiğini ödüyor. Gayet adil değil mi? Arkadaşlık bağlarının güçlenmesi de cabası.

18 Ocak 2012 Çarşamba

BİR TOPLU TAŞIT MACERASI


Size bir video paylaşmak istiyordum msn türkte bu tespitleri gördüm paylaşmak istedim :
Hiç komik olmadığı gibi, derhal taşıttan dışarı atılmaları gereken tiplemeler!
Biraz çekilse de insek keşke!
Ne giymişsiniz, ne takmışsınız, nereye bakıyorsunuz, siz kimsiniz? 10 dakika içinde hepsini anlayacak şekilde incelerler.
Ha indi ha inecek derken, insanda yersiz heyecan yaratırlar. Kapıya yakın dururlar. Gözleri hep kapıdadır.
Hiç komik olmadığı gibi, derhal taşıttan dışarı atılmaları gereken tiplemeler!
Yaşlılara, hamilelere, çocuklulara tamam da... Her an yer kapmak için hazır bekleyen ve hiç de yaşlı olmayanlara ne demeli?
O zaman hepsine birden KAYSANA 
Metrobüs şarkısı size geliyorrrr ....



15 Ocak 2012 Pazar

VAR MISIN YARIN SABAH SPORA ?



Spor yapmanın yaşı yoktur… Sağlıklı olmanın ilk koşulu spor yapmaktır…Herkes İçin Spor, TRT Okul’da takip edilesi güzel bir program. Her sabah saat 10'da .Her sabah 20 dk ayırsan haftada sana yapar mı 140 dakika.Muhteşem, daha ne olsun. Spor yaparken hoş görüntülere de şahit oluyorsunuz.Bir kere görmüştüm İzmir'in bir köyünde turistler ve köylüler spor yapıyorlardı. Tursite mikrofon uzatıldı,program hakkında düşüncelerini belirtti.Turist şalvarı yoga kıyafeti zannetti :)
Ayrıca : " TRT tarafından ise, hayatta karşılaşılan her konuyla ilgili bilgi vermek amacıyla, evdeki kullanılmayan malzemelerden dekoratif ev eşyası üretimi, anne ve çocuk sağlığı, koruyucu sağlık, vatandaşların çeşitli kamu kurumlarındaki işleri, mahkemeye başvuru, vatandaşlık hakları, hasta hakları, emlak alımı, vergi dairesi ve sosyal güvenlik kurumu ile ilgili işleri, tüketicilere yönelik bilgiler, spor eğitimi, yarışmalar, kültür-sanat programları vb. farklı konularda programlar hazırlanmaktadır. Ayrıca kanalda gençlerin ilgisini çekecek müzik ve eğlence programlarına da yer verilmektedir.

ÖYLEYSE YARIN SPORA \ O /